ÖFKEYE YENİLMEDEN çocukla iletişim sanatı

0
35

Can parçamız çocuklar bazen sabrımızı öylesine zorlarlar ki; bütün iyi niyetli yaklaşımlarımız işe yaramaz, sonunda kontrolü kaybeder, çileden çıkar, öfkelenmeye ve bağırmaya başlarız. Öfkelenmemiz gerçekte çocuklardan mı, bizden mi kaynaklanıyor? Öfkelenmeden, bağırıp çağırmadan çocuklarımıza sözümüzü dinletemez miyiz?

Yüksek tahsil yapmış, kariyer sahibi ana-babalar bile çocuklarına söz dinletemedikleri zaman öfkelerine yenildiklerini itiraf ediyorlar. Öfkemize hâkim olabilmek için neden öfkelendiğimizi, başka ifadeyle öfkenin kaynağım bulmamız gerekir.

Bir sanat öğrenebilmek için genç yaşta bir ustadan yıllarca ders almak gerek, iyi meslek sahibi olabilmek için iyi üniversite bitirmek, yüksek lisans ve ihtisas yapmak, yani yıllarca tahsil şart. En basitinden araba sürebilmek ve ehliyet alabilmek için bir sürücü kursuna devam etmek, usta şoförden günlerce ders almak, yazılı ve uygulamalı sınavlardan geçerli not almak gerek. Fakat ana-babalık eğitimi almadan ana-baba oluyoruz!

Ana-babalık günün tamamım alan, yıllarca süren zorlu meslektir. Buna rağmen genellikle çocuk sahibi olmadan bir ana-baba okuluna devam etmiş, çocuk eğitimi konusunda ders almış, ana-babalığa hak kazanmış değiliz. Araba sürebilmek için günlerce eğitim aldığımız halde hiç bir eğitim almadan çocuk sahibi oluyoruz. Ana-baba ve akrabalarımızdan gördüğümüz gibi çocuk yetiştireceğimizi zannediyoruz. Böyle olmadığım farkettiğimizde çocuklarımız belli yaşa geliyor, geri dönüş yapamıyoruz.

Ana-baba okulunda ders verirken bir anne söz aldı. “Geri dönüş yapamadığımıza göre her şey bitti mi? O zaman burada bulunmamın ne anlamı kalır?” dedi. “Geri dönüş yapamayız!” derken şunu kastediyordu: “Çocuklarımız belli yaşa geldikten sonra onları küçük yaşlara geri döndürüp yeni baştan eğitemiyoruz!” Ancak bu her şeyin bittiği anlamına gelmez. Aldığımız yeni eğitim, okuduğumuz yeni kitaplar sayesinde yaptığımız yanlışların farkına vardığımızda tutum değiştirip yeni hatalar yapmaktan kurtulur, eski hataları tamir edebiliriz.

Öfke kontrolü için öfke sebebini bilmek gerek. Çocuklar bizim küçüğümüz değildirler, olaylar karşısında bizim gibi düşünmezler. 3-4 yaşındaki çocuk yaptığı davranışın sebep ve sonuçlarım düşünecek zihin olgunluğuna sahip değildir. Onu yemek yemeye, uyumaya, tuvalete, uslu durmaya mecbur edemezsiniz; o bunları cam isterse yapar.

Peki, neden öfkeleniriz? “Yapma!” dediğimiz şeyi inadına yapınca sözümüzü dinlemediğini, itaatsizlik ve saygısızlık yaptığım zannedip öfkeleniriz. Öfkelenince de zor kullanır, istediğimizi yaptırıp otoritenin kimde olduğunu öğretmeye çalışırız. Aslında çocuğu tanımadığımız için davranışlarını doğru yorumlayamaz, öfkeleniriz. Çocuk sözümüzü dinlemediğinde yapmasını istemediğimiz şeyi gözümüzün içine bakarak yaptığında niyeti bizi kızdırmak ve çileden çıkarmak değildir. Bizi kızdıran çocuk davranışlarının belli esasları vardır:

Çocuk bir davranışta bulunurken haz ilkesine göre hareket eder. Kendisine haz veren, hoşlandığı davranışları tercih eder. Çocuk için deneme-yanılma oyundan sonra en etkili öğrenme aracıdır. Emekleyip sıcak sobaya veya ütüye giden çocuğa on kere “Cıs!” demeniz bir anlam ifade etmez. Ancak sobaya veya ütüye elini değdirip canı yandığında “Cıs! “ın ne olduğunu anlar, deneyerek öğrenmiş olur. Canı yanıp ağlayan çocuğa bağırdığınızda niçin kızdığınızı anlayamaz. Çünkü canı yanan ve ağlayan odur.

İnsanlar nedense ana-baba olunca fıtrî davranmayı bırakıp değişiyorlar. Bunu ana-baba olma gereği sanıyorlar.

Kaynaklar
Genç Beyin

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz